28.1.08

Çevre Temizliği

Çevre Temizliği

Temizlik; tek yönlü tedbirlerle elde edilen bir iyilik hali değildir. Bilim otoriteleri temizliği şu başlıklarla ele almıştır.
1) Ferdî (beden-elbise-yiyecek) temizlik.
 2) Ev (mutfak-banyo- tuvalet) temizliği.
 3) Çevre (atıkların uygun şekilde uzaklaştırılması) temizliği,
4) Yeterli temiz su sağlanması. Ferdî temizlik dendiği zaman, beden temizliği akla gelir. Bunlardan cilt, el, ağız, burun, göz temizliği; saç, tırnak, koltukaltı, yüz, diş ve ayak bakımı akla gelir. Dünya Sağlık Örgütü'nün, beden temizliği, el temizliği, ağız ve diş bakımının, önemi ve bunların korunma yollarına ait bilgileri mevcuttur.

Fakat, Dünya Sağlık Örgütü'nün tırnakların bulaşıcı hastalıklardaki tesirine, kılların temizliğine ve bulaşıcı hastalıklardaki rolüne ait ciddi yayınları yoktur. Efendimiz (sas); tırnak, saç, sakal, bıyık bakımına, koltukaltı kılları ve avret yerlerinin temizliğine önem vermiştir. Ferdî temizliğe rağmen, insan çevreden hastalık kapabilir. Kişi ne kadar temiz olursa olsun, çevresi temiz olmadığı zaman, hiçbir şeye dokunmasa bile; hava, rüzgâr, böcekler ve diğer taşıyıcılar yüzünden hastalanabilir. Çevre Temizliğini şu başlıklar altında toplayabiliriz:

1) Elbiselerin temizliği.
2) Yiyeceklerin temizliği (Yakın çevre).
 3) Ev temizliği. 4) Sokak, cadde, mahalle, şehrin temizliği (Uzak çevre).
5) Yeterli temiz su sağlanması.

1. Elbise Temizliği Giyim eşyalarının seçim ve bakımı, enfeksiyon yönünden önem taşır.

 Orta Çağ'da, Avrupa'da yaşayanlar sıcak tutan ama temizlenmesi güç, yünlü giysiler giyerlerdi. O çağlarda insanlar pek yıkanmaz, giysileri kirlenir, kokar, bitlenir ya da pirelenirdi. Kokuyu gidermek için de otlardan yapılan esans kullanırlardı. Ancak 18. yüzyılda pamuk ticaretinin başlamasıyla Avrupalılar, ilk kez ucuz, hafif, kolayca yıkanabilen iç çamaşırlarına kavuştular. Üst sınıflarda ferdî temizlik yeniden önem kazandı. 19. yüzyılda ferdî temizlik iyi yaşamanın bir şartı sayılmaya başlandı. Vücut temizliği ve giyim eşyalarının daha sık değiştirilip yıkanması sonucunda, bit ve pirelerle birlikte veba ve tifüs gibi hastalıklar da kayboldu. Müslümanlarda ise, namaz kılabilmenin olmazsa olmaz şartlarından birisi de elbise temizliğidir. Dışkı ve idrar bulaşmış bir elbise ile namaz kılınamaz. Yani Müslümanlar günde beş kez elbiselerinin temizliğini kontrol etmek mecburiyetindedirler. Temiz giyinme konusunda Peygamber Efendimiz (sas)'in şu sözü, O'nun temizliğe verdiği ehemmiyeti açıkça göstermektedir: "Beyaz elbise giyiniz. Zira beyaz elbise daha güzel ve temizlik açısından daha elverişlidir. Ölülerinizi de bununla kefenleyiniz." Beyaz ve açık renkliler, üzerlerindeki kiri gösterdiğinden onların temizliğine ihtimam göstermek gerekir. Avrupa'da 19. yüzyılda temiz giyimin değeri yeni yeni anlaşılırken, Müslümanlığı gerçek manada yaşayan insanlar, 7. yüzyıldan beri elbise temizliğine dikkat ediyorlardı.

2. Yiyecek Temizliği Çoğu mikrop ve parazit, içtiğimiz su ve yediğimiz yiyeceklerle bulaşır. Bunun için annelerin ve özellikle gıda sektöründe çalışanların, yiyecekleri koruma hususunda özel bir itina göstermeleri gerekir. Besin zehirlenmesine sebep olan bakterilerin başlıca kaynağı insandır. İnsanların boğaz, burun, el, deri, bağırsak ve dışkısı bakteri yüklüdür. Tüketilen diğer bir besin kaynağı da hayvanî ürünlerdir. Tüketilen hayvanî besinler, bazen bakteri yatağı olabilmektedir. Kedi, köpek vb evcil hayvanlar da bakteri yaymada oldukça tesirli olabilir. Evcil hayvanlar, dolaştıkları yerlerden bakterileri eve taşır. Sinek, böcek, haşere ve fareler de mikropları taşır ve bulaştırır. Mutfak ortamındaki çöpler, mikropların oluştuğu bir yerdir. Zamanında kaldırılmayan çöpler, böcek, sinek ve fareler aracılığı ile besinlere bakteri bulaştırabilir. Besinlere bakteri bulaşmasını önlemek için şunlara dikkat etmek gerekir: - El yıkama. - Burun temizliği. - Tırnakların kesilmesi. - Tuvaletten sonra ellerin iyice yıkanması. - Yemek ve su kaplarının üzerlerini kapatmak. İnsanın, tükürük, hapşırık ve aksırıktan besinleri koruması gerekir. 1 gram tükürükte 100 milyon, 1 gram burun ifrazatında 10 milyon bakteri bulunmaktadır. İnsanların % 30-50'sinin burnunda besin zehirlenmesi yapan stafilococcus aureus bakterisini taşıdıkları bilinmektedir. Bu oran hastahanede çalışan personelde % 65-80'e çıkmaktadır. Normalde ağız, burun ve solunum yollarında bulunan bakteriler, solunum sırasında havaya dağılır. Normal konuşmada bu dağılım azdır. Öksürme, aksırma ve yüksek sesle konuşma esnasında havaya verilen bakteri sayısı artar.

 Kuvvetli bir öksürmede ağızdan 5.000 damlacık çıktığı tahmin edilmektedir. Hapşırmada ise bu damlacıkların sayısı 1 milyondan fazladır. Bu damlacıklar, havada birkaç saat asılı kalabilir. Besin taşıyan birisi konuşur, öksürür veya hapşırırsa, ağzındaki bakterileri, taşıdığı besine bulaştırır. Evde öksüren birisi varsa, açık kaplara mikrop bulaştırır. Ayrıca evcil hayvanlarla, sinek, böcek ve kemirgenlerle bakteri bulaşımını önlemek için, yiyecek ve içecek kapları kapalı tutulmalıdır. İnsanoğlu sadece apartmanlarda ve korumalı evlerde oturmamaktadır. İnsanların büyük çoğunluğu yüzyıllardır tek katlı evlerde veya çadırlarda yaşamıştır ve halen yaşamaktadır. Dolayısı ile evcil hayvanlar sürekli, sinek ve kemirgenlerle iç içe yaşamaktadır. Besin kaplarının üzerlerinin örtülmesi bu zararlılardan hastalık bulaştırmasını önler. Zamanımızdaki ev ve apartmanlarda yaygın halde bulunan kalorifer böcekleri de açık kalmış yiyeceklerimize yeterince ortak olmaktadır. Ve bazı hastalıkları bulaştırmakta tesirli olmaktadır. Bunu önlemek için; çöpleri zamanında mutfaklardan uzaklaştırmalı ve gıdaları evcil hayvanlardan korumalıdır. El yıkama, burun temizliği, tırnakların kesilmesi ve tuvaletten sonra ellerin suyla yıkanması ile ilgili Peygamber Efendimiz (sas)'in emir ve tavsiyeleri beden temizliğinde koruyucu hekimliktir. Burada gıdaların bakterilerden korunmasıyla ilgili diğer hadislerini de hatırlayalım: "Kapların üzerini örtünüz. Tulumbaların ağzını da bağlayınız. Çünkü senede bir gece vardır ki, o gecede veba iner.

Kapağı olmayan her bir kabın yahut üzerinde bağı bulunmayan hiçbir tulumun yanından geçmez ki, içine bu vebadan bir şey inmesin." Vebanın pirelerle bulaşmasına karşılık, veba zatüreye sebep olmuşsa, o insan vebayı öksürük ve solunum havası ile de bulaştırır. Zaten vebanın hızlı yayılması bu şekilde olur. Eskiden veba zatüreye sebep olmuşsa, o kişi mutlaka ölmekteydi. Avrupalı bir tabip yazdığı Lâtince bir mektupta, veba salgınında bir gecede dört bin kişinin öldüğünden bahseder. Yani veba bir yere girdiği zaman, çok kısa bir zamanda yayılıyor ve hemen çoğu insanın ölümüne neden olabiliyordu. Hadiste belirtilen, kapların ağızlarının örtülmesidir. Yalnız veba mikrobu değil, diğer mikroplar da hava yoluyla gelip açık kaba yerleşebilir. Peygamberimiz, kendisine açık bir kapta süt getirilmesi üzerine, "Üzerini kapatsanız olmaz mıydı? Bir tahta parçası ile de olsa üzerini kapatmalıydınız." buyurmuştur. Yolda üzeri açık bir kapla yiyecek taşındığında, taşıyan kişinin öksürüğüyle veya hava yoluyla mikroplar bulaşabilir.

3. Ev Temizliği Geniş ve temiz evler salgın hastalıkların bulaşmasını azaltır. Evlerde mutfakların temiz tutulması, çöplerin biriktirilmemesi önemlidir. Çünkü çöpler bakterilerin üremesi için ideal bir ortam oluşturur. Ayrıca böcekleri de davet eder. Meskenlerin gerek alan, gerekse oda sayısı itibariyle yeterli olması gerekir. Peygamber (sas)'in ev plânını örnek alan Müslüman mimarlar, evin avlusunu binanın tamamlayıcısı olarak görmüş, avluyu evin dışa açılmış unsuru olarak kabul etmişler. Konuyla ilgili hadisler: "Geniş ev, dürüst komşu ve rahat bir binek Müslüman kişinin saadetindendir." "Meskenlerin en iyisi geniş olanıdır." "Evin kötü olması, darlığı sebebiyle oturanlara kâfi gelmemesi ve kötü komşularının olmasıdır." "Çevrenizi ve evlerinizi temiz tutunuz. Yahudilere benzemeyiniz. Çünkü onlar süprüntüleri evlerinde biriktirirler. "Evde çer çöp, süprüntü bulunduğu zaman o evden bereket kaldırılır." "Kirli bezleri evlerinizden dışarı çıkartınız. Süprüntüleri evlerinizde biriktirmeyiniz. Zira süprüntüler zararlı şeylerin barınağıdır." Hz. Ömer (ra) de: "Peygamber (sas), çöplüklerde, mezbahalarda, hamamlarda, ağıllarda ve insanların gelip geçtiği yerlerde namaz kılınmasını yasakladı." demiştir. Dar ve kalabalık evlerde üst solunum yolu enfeksiyonları ve bulaşıcı hastalıklar çok yaygındır. İnsanlar çok yakın mesafelerde (70 cm'den aşağıda) günlük hayatlarını sürdürürken damlacık yoluyla hastalık aile bireyleri arasında sık yayılır. O halde ev; geniş, temiz, çöplerin bekletilmediği bir yer olmalı. Kur'ân-ı Kerim'de Kâbe'nin temizliğine dikkat çekilmesi çok önemlidir. Kâbe özellikle Hac döneminde çok kalabalık olmaktadır. Salgın hastalıklar, kalabalık ortamlarda çok kolay yayılır. Kur'ân'ın mesajı evrensel olduğundan insanın yaşadığı her mekânın temiz tutulmasını emreder. O halde insanların ortak kullandıkları mekânların temiz olmasına Kur'ân'ın bir emri olarak dikkat etmemiz gerekir. Bu aynı zamanda hijyenin de bir gereğidir. Tarihten bugüne mescitlerimizin oldukça temiz tutulduğu malumumuzdur.

 4. Çevre Temizliği Peygamberimiz çevre temizliğine gereken önemi vermiş, Müslümanlar da her zaman bu emir ve tavsiyelere uymaya özen göstermişlerdir. Çevreyi ve su kaynaklarını kirletmeme hakkındaki hadis-i şerifleri bir kez daha hatırlayalım: "Sizden biriniz sakın su içine idrar yapmasın. Belki o sudan sonra abdest alması veya gusletmesi icap eder. Yine sizden biriniz cünup olduğu zaman durgun suyun içine girerek yıkanmasın. O sudan bir kap ile alarak dışarıda yıkansın." "İşlek yol üzerinde konaklamayınız (oturmayınız, yatıp kalkmayınız). Yol üzerinde abdest bozmayınız." Efendimiz (sas); "Sakın lânete uğrayanlardan olmayınız," buyurunca, sahabeler, 'Bunlar kimlerdir?' diye sordular. Peygamberimiz de, "Herkesin gelip geçtiği yollara, gölgeliklere, su kenarlarına ve ağaçların altına abdest bozup kirletenlerdir." diye cevap verdi.

5. Yeterli Miktarda Temiz Su Sağlanması Dünya Sağlık Örgütü (WHO) temiz ve yeterli suya ulaşma hakkını temel insan hakkı kabul etmiştir: "Bütün insanların, sosyal ve ekonomik durumu ne olursa olsun, temel ihtiyaçlarını karşılayacak temiz ve yeterli miktarda içme suyu elde etmeye hakkı vardır."(Birleşmiş Milletler Konferansı, 1977) Peygamber Efendimiz (sas)'in bu konferanstan 1340 yıl önce, temiz içme suyu temin edilmesini teşvik eden sözlerine bakalım: "Yedi şeyin ecir ve sevabı kişiye ölümünden sonra da ulaşır, defteri kapanmaz, sevap yazılmaya devam eder: İlim öğretmek, su getirmek, kuyu kazdırmak, kitap vakfetmek, ölümünden sonra kendisine arkasından dua edecek hayırlı çocuk yetiştirmek..." Peygamberimiz insanlara temiz su sağlamanın sadece dünyada değil, ahirette de büyük faydalar sağlayacağını, açık bir şekilde dile getirmiştir. Nitekim bu buyruklarla yetişen Müslümanlar, gittikleri her yerde su kanalları yapmışlardır. Mimar Sinan'ın yaptığı su yolları ve çeşmeler buna güzel bir örnek oluşturur. Peygamber Efendimiz'in getirdiği kurallar uygulansaydı, tarihteki salgın hastalıklardan hiçbiri olmayacaktı. Nitekim WHO (Dünya Sağlık Örgütü)'da, temizlik kurallarının uygulanması ile aynı sonuca varılacağını iddia etmektedir. Halbuki İslâmiyet'in getirdiği kurallar, temiz bir hayatı mümkün kılıyordu. İslâmiyet, insanların hayat biçimini şekillendiren bir din olarak inmiştir. Medeniyetin giremediği, girse bile etkili olamadığı ücra köşelerde yaşayan kişilerin, ferdî temizlik ve çevre temizliği konularında yeterli bilgi birikimi yoktur. Bütün insanların tertemiz bir ortamda yaşama hakkı vardır. İslâmiyet öncesi devirlerde de insanlara bu güzellikleri diğer peygamberler hediye etmişti.
Dr. Arslan MAYDA
Kaynak : http://sizinti.com.tr/konular.php?KONUID=209


Dinimizde temizlik

Dinimizde temizlik
Zamanımızdaki bazı Müslümanların temizliğe riâyet etmediklerini gösteren batılılar, bu suçu dinimize yüklüyorlar. Halbuki İslâmiyette temizliğin önemi büyüktür. (Temizlik imandandır.) buyurulmuştur. Eshab-ı kiramdan sonra gelen ve tabiin adını alan Müslümanlardan bazıları Eshab-ı kirama, (Allahü teâlâ Kur’an-ı kerimde sizi çok sevdiğini bildirip övmektedir. Bunun sebebi nedir?) dediklerinde, (Biz temizliğe de çok dikkat ederdik) diye cevap verdiler. Müslümanlar, camilere, evlere ayakkabı ile girmez. Yere serili döşemeler tozsuz, temiz olur. Her Müslümanın evinde banyo bulunur. Vücutları, elbiseleri, çamaşırları, yemekleri hep temiz olur. Temiz olunca da mikrop ve hastalık bulunmaz. Allahü teâlâ, Kur’an-ı kerimin çeşitli yerlerinde, (Temiz olanları severim) buyuruyor. Hadis-i şeriflerde de buyuruldu ki:(Müslümanlık temizlik dinidir. Temiz olun! Cennete ancak temiz olanlar girer.)(Mümin pis olmaz.)(Temizlenecek şeyleri iyice yıkayın, temizleyin! Temizlik imana, iman da cennete götürür.)(Namazın anahtarı temizliktir.)(Ağzınızı temizleyin, ağzınız Kur’an-ı kerim yoludur.)(Cuma günü yıkanmak, misvak kullanmak ve güzel koku sürünmek gerekir.)(Yemekten önce ve sonra el yıkamak, zenginliğe yol açar, fakirliği giderir.)(Evinin hayrını isteyen, yemekten önce ve sonra, elini ve ağzını yıkasın!)(Kap kacağı yıkamak, evi temiz tutmak, zenginliğe sebep olur.)(Elbiselerinizi yıkayın, fazla kıllarınızı temizleyin, temiz, güzel giyinin! Nezafet sahibi olun!)(Tırnaklarınızı kesip gömün! Ağzınızdaki yemek kırıntılarını temizleyin ve misvak kullanın! Yanıma, dişleri sarı, ağzı kokar vaziyette gelmeyin!)Peygamber efendimiz, yanına gelen birisine, (Tırnakların kuş tırnağı gibi uzamış, içi pislik doludur) buyurarak, temiz olmasını emretmiştir.Önemli bir zatın huzuruna çıkan kimsenin şık, temiz elbise giymesi gerekir. Allahü teâlânın huzuruna çıkıldığı zaman buna daha çok dikkat etmelidir! (Her namaz kılarken, süslü, temiz, sevilen elbiselerinizi giyiniz!) mealindeki ayet-i kerime ile, (Güzel koku gamı, güzel, temiz elbise kederi azaltır.) mealindeki hadis-i şerife uymaya çalışmalı, eski bile olsa temiz elbise giymelidir!Dinimiz, dış temizliğe böyle önem verdiği gibi, iç temizliğe, kalb temizliğine de çok önem verir. Hadis-i şerifte, (Allahü teâlâ, sizin güzel suretlerinize, mallarınıza bakmaz. Kalb ve amellerinize bakar.) buyuruldu. [Yani Allahü teâlâ, insanın yeni, temiz elbisesine, hayrat ve hasenatına, malına, rütbesine bakarak sevap vermez. Bunları ne düşünce ile yaptığına, yani niyetine göre sevap veya azap verir.](L’Eau Potable) yani “İçme Suyu” adlı Fransızca eserde diyor ki: (Fransızların dünyaya övündükleri Versay sarayında bir hamam yoktur. Orta çağda, Paris’te oturan bir Fransız, sabahleyin kalktığı zaman, evinde bir tuvalet olmadığı için, oturağa yaptığı pislik ile içme suyu şişesini beraberinde Sen (Seine) nehrine götürür, o nehirden önce içmek için su alır, sonra pisliğini nehre dökerdi.)Hakiki Müslüman, hem temiz olur, hem de, sağlığına çok dikkat eder. Bir zehir olan alkollü içkileri içmez. Çeşitli tehlikeleri ve zararları olduğu için men edilen domuz etini yemez. Livata yapanlarda AIDS ismindeki bulaşıcı hastalığın virüsünün, domuzlarda bulunduğu tespit edilmiştir.

Temizliğin Önemi - Dinimizde

Temizliğin Önemi -
İslâm, temiz olmayı ve temizliği imanın şartlarından sayar. Böylece iman etmeyle temiz olma arasında doğrudan bir ilişki kurar. Bundan dolayı temizlik bütün tarih boyunca Müslümanların en çarpıcı özelliği olmuştur. Konuyla ilgili olarak Hz. Peygamber’in bir hadis-i şerifi şöyledir: “Temizlik imanın yarısıdır.”[19] Hz. Peygamber’in Allah’tan aldığı ilk ayetlerden bir kısmı da şöyledir:
Ey bürünüp sarınan (Resülüm)! Kalk ve insanları uyar. Sadece Rabbini büyük tanı. Elbiselerini tertemiz tut. Kötü şeyleri terk et.[20] Dikkat edilirse elbisenin temiz tutulmasının istenmesiyle maddi temizliğin önemi vurgulanırken, kötü şeyleri terk etmesinin istenmesiyle de manevi temizliğin altı çizilmektedir. Böylece İslam'a göre maddi ve manevi temizlik bir bütündür ve birbirinden ayrılamaz. Müslümanlar hem çevrelerinin, evlerinin, kullandıkları yolların, park ve bahçelerin temizliğine dikkat ederken, her tür manevi ve ahlaki temizliğe de dikkat etmelidirler. Bu anlayışın İslam kültüründeki en açık ve kalıcı örneğini Hz. Peygamberin hadislerini bir araya getiren ve İslam kültürünün en güvenilir kaynaklarının başında gelen Kütub-u Sitte’de görmek mümkündür. Bu kitaplara baktığımız zaman ‘temizlik’ ile ilgili bölümlerin bu kitapların ilk bölümlerini meydana getirdiği görülür. Bu, bir dinin ve medeniyetin temizliğe verdiği önemin en açık delillerinden birisidir. Kur’an şöyle buyurur:
Ey insanlar! Namaz kılmayı dilediğinizde yüzlerinizi, dirseklere kadar ellerinizi yıkayınız. Başlarınızı mesh edip, topuklara kadar ayaklarını yıkayınız. Cünüp iseniz iyice yıkanıp temizleniniz... [21]
Görüldüğü gibi İslâm’ın temeli, dinin direği ve mü'minin mi’racı olan namazın temel şartı temizlikle başlamaktadır. Bu nedenle Kur’an, günde en az beş defa el, yüz, ağız, burun, kulak, boyun, baş ve ayak gibi pislik ve mikroplarla her an temasta bulunan yerleri yıkamamızı ve temiz tutmamızı emretmektedir. Üstelik namaz kılınacak mekanın ve giyilen elbisenin de temiz olması gerekmektedir. İslâm’daki temizlik anlayışının bir diğer boyutu da Allah’ın Güzel İsimlerinden (Esmaü’l- Hüsna) birisi olan Kuddus (Hiç eksiği olmayan, pak ve temiz) isminde ortaya çıkar. Bediüzzaman Said Nursî, Kuddus isminin yorumunda kainattaki temizliğe dikkat çekmekte ve yeryüzünün, bulutların, yağmurun, sineklerin, kargaların, kurtların, solucanların, karıncaların, böceklerin, insan vücudundaki al ve akyuvarların hepsinin Kuddus isminin cilvesine mazhar olarak hareket ettiklerini ve temizlik görevlerini yerine getirdiklerini anlatmaktadır.
Hz. Peygamberin de bütün hayatında temizliğin her türlüsüne çok dikkat ettiği görülmektedir. Örneğin, camiye ve misafirliğe giderken, toplum huzuruna çıkarken temiz ve güzel elbise giyinmeye; güzel koku sürünmeye; soğan, sarımsak gibi başkasını rahatsız edebilecek şeyleri yememeye son derece dikkat ederdi.[22]
Görüldüğü gibi, Müslüman maddî ve manevî yönlerden daima temiz olmak zorundadır. Maddî temizliğe, yani beden, ev ve çevre temizliğine dikkat eden bir Müslümanın, ruhî, kalbî ve manevî temizliği ihmal etmesi mümkün değildir ve olmamalıdır. Bildiğimiz gibi, her tür hastalıktan korunmanın ilk şartı da temiz olmak ve temiz ortamlarda yaşamaktır. Koruyucu tıbbın bize söylediği de bundan farklı değildir. Ayrıca Kur’an’ın şu uyarısını hiçbir zaman unutmayalım:
Allah şüphesiz daima tevbe edenleri sever, temizlenenleri de sever.[23]
Dr. İbrahim Özdemir

26.1.08

Ev Temizliği İçin Pratik Bilgiler

Ev Temizliği İçin Pratik Bilgiler
Her kadın, evinin pırıl pırıl ve derli toplu görünmesini ister. Ev toparlamak ev işlerinin en yorucusudur. Bir gün önce yaptığınız temizlikten ertesi gün eser kalmaz. Ev temizliği için faydalanabileceğiniz bazı pratik bilgiler sayesinde daha az yorulup daha az zaman harcayacaksınız.

25.1.08

Temizlik Firması - Temizlik Firmaları

TEMİZLİK Firmaları
Temizlik hizmetlerini gereçekleştiren firmalardır.
Genel olarak yaptıkları işler,
Zemin temizliği ( Epoksi, beton, granit, fayans, parke, lamine parke, masif parke, vbg)
Ofis Temizliği ( Genel olfis temizliği ve periyodik ofis temizliği )
Ev Temizliği ( İnşaat sonrası, tadilat sonrası, yangın sonrası, su baskını sonrası temizlik vbg )
Halı Yıkama ( Duvardan duvara, halıfleks, hint halısı, çin halısı, ipek halı, özel halı, perça halı )
Endüstriyel temizlik ( havalandırma kanalı, makina temizliği, fabrika temizliği, üretim alanı temizliği, bilgisayat ve sistem odaları temizliği)
Depo ve genel alan temizliği
Konser Temizliği
Organizasyon öncesi ve sonrası temizlik
Çevre temizliği
Temizlik eğitimi
Temizlik personeli eğitimi
Temizlik Okulu
Cam temizliği
Dış cephe temizliği
Mermer ve taş zemin temizlikleri

olarak sıralanabilir.

Ayrıca Temizlik firmaları, temizlik danışmanlığı hizmeti de verenler vardır.

Temizlik şirketleri

Temizlik REKLAM